29 Haziran 2011 Çarşamba

MALEZYA

25.2.2011 Srilankadan  8.15 uçagı ile çıktık saat ögleden sonra 2 gibi Kuala lumpura geldik. Havadan Malezya yemyeşil hurma agacına benzeyen agaçlar her yeri kaplamış. Megerse bunlar palmiya agacı imiş. Bunların zeytin gibi agaçtan yapraklardan yagını çıkarıp kullanıyorlar. Denizin için de sahil kenarlarında bir sürü petrol arama çıkarma pompalama üniteleri ni havadan iniş sırasında gördük.
Anlaşılan bu cografyada petrol ve dogalgaz zengini. Şu meret her yerden çıkar medeniyetin  ve uygarlıgın en eski yerleşim yeri olan bizim ülkeden nedense çıkamaz. Gittigim bu asya ülkelerinde petrol fiyatları ortalama 1 dolar civarında. Bizim  ülkemizden çok ucuz.
Neyse malezyaya geldik. Şehir merkezine giden otobuse  Mehmet, ensar ve ben atlayıp, adam başı
3 dolar gibi bir şey ödedik. Bir saatten fazla sürdü. Güzel birde yagmur başladı hava serinledi. Yagmur bayagı yagdı. Şehre geldigimizde yagıyordu. Markalı bir hamburgeciye ,internetinde oldugu bir yere oturduk. Herkes ne yiyecegini söyledi tabi ben balık olsunda ne olursa olsun cinsinde balıklı hamburger söyledim. Fiyatlar turkiyeden ucuzdu.
Srilankada Nakşibendi tarikatının hocası bizi Malezya daki yerlerine yönlendirdi. Akşam üzeri hava karanlamaya başlarken ,elimizdeki adrese bizleri bir arkadaş bıraktı. Gittigimiz yer iki katlı evlerin oldugu , bahçeli evler gibi yemyeşil koca koca agaçların arasında bir yerdi. Adresi buldugumuzda gözlerimize inanamadık. Kapıda birkaç kişi iki adet kuzuyu ateşin üzerinde çevirerek pişiriyorlardı. Acaba yanlışmı geldik derken, kendimizi tanıttık hoş beş bizi üst başa çıkardılar eşyalarımızı sırt çantalarımızı bırakacagımız bir oda gösterip kiymetli eşyalarımızı yanımıza almamızı önerdiler. Ben tabi şaşırdım buradan saglam bir yer bulamayacagımızı zannederken bize bu söylenince, insan bir tuhaf oluyor. Ama bunu daha sonra ilerleyen saatlerde anlayacagız.
Derken akşam namazı kılmak için hazırlık yapıp cemaatle namazımızı kıldık. Akşam yemegini açık büfe alarak, herkes yerlere oturarak sohbet eşliginde, güzelce yeyip karnımızı doyurduk. Bizim Malezya
şeyhi diye bildigim kişi megerse bu evde oturan sonradan Müslüman olan bir ingilizmiş.
Yatsı  namazından sonra şeyh geldi zikir başladı. Her türlü müzik aletleri vardı. Gece yarısını geçene kadar  kadar oturdular. Bitişik  evdede bayanlar toplanmıştı. Hoca giderken ellerini öptüler. Saat  gece 3 olmuştu ancak yatabildik. Hayatımda ilk defa böyle bir olaya şahit oluyorum. Rabbim hepimizi ıslah etsin bilmiyorum…………
Sabah saat on gibi uyandık, hemen pabuçlara bakıp dogru çarşının yolunu tuttuk. Bir taksiye atlayıp şehrin merkezine,  petronas kulelerinin oldugu meydana, çarşıya gittik. Üç dört saat gezdik. Akşam kalacak otel aramaya başladık. Güzel temiz  bir otel bulduk 3 kişi 40 dolar.  Metro hattına otobüs hattına her yere yakın. Eşyaları bırakıp akşam gezmeye çıktık. Her yer insan kaynıyor.
Malezya  güler yüzlü Müslüman insanların çok oldugu sıcacık bir ülke. Hayat burada çok ucuz. 6 aylık dil egitimi her şey dahil bana göre 2000 doları geçmez. Bizim kültürümüzün aynısı. Tek farkı burada örgencilere başı aç kıçını aç diyen yok. İlk ögretim üniversite herkes keyfince giyinip okuluna gidip geliyor. İşleri güçleri ders çalışıp okul okumak. Bizim örgencilerimiz gibi okula giderken korka korka acaba hangi hoca türbanıma kızacak korkusu yok. Millet olarak bu sorunu aşmışlar. Bu ülkeden türban yüzünden kaçıp gelerek üniversite okuyan kız örgencilerimiz bayagı çok. Burası meyve cenneti,
Her türlü tropikal meyve var. Benim tercihim mango ve papaya dan yana. Her fırsatta bu meyveleri tercih ediyorum. Bu meyveleri soyup poşetleyip adet olarak 1 ringit. 1dolar 3 ringit falan.
Kaldıgımız otelde her şey var sıcak su,tv,klima, yani anlayacagınız 5 yıldızlı ayarında. Temizlik birinci sınıf. Güzel uyuyup dinlendik. Önceki gecenin yorgunlugunu attık. Malezyadan sonra singapor a geçecegiz. Bu uçuşta gece yarısından sonra oldugu için sırt çantalarını hazırlayıp yemek yemek ve oradanda petronas kulelerinin yanına gitmek için hazırlandık. Sabah kahvaltısını yine menşur burgercide yaptık. Oradan metro ile gezdik . Elektronikçilerin oldugu çarşıları dolaştık. Fiyatların fazla cazip olmadıgını gördük. Buradan sadece hoşuma giden siyah taşlı gümüş yüzük aldım 20 dolar ödedim. Petronasa kulelerine geçtik. Acıkmıştık yine menşur hamburgercide  balıklı burger yedim. Karşımda çin restoranı vardı merak edip gezdim. Ortada tabaklar dönüp duruyor. Çeşit çeşit suşiler var .  Aklına neli gelirse yapıp rayların üzerine bırakıyorlar vatandaşta seçip yiyo. 2 ..3 ringit gibi fiyatı var.  Ama bizi aşar, bizbildigimiz şeylerden yiyoruz.  Malezya dada bayagı millet ten insanlar var .
Burası da tam turizm memleketi, bayagı gezen turistler var. İkindi namazını kılmak için camiye gittigim de bir ne göreyim. Lavaboda birkaç kişi Türkçe konuşuyor. Kendimi memlekette hissettim.
Bayagı konuştuk arkadaşlara sürpriz yaparak  gidip tanıştılar. Biraz hoş beş yaptıktan sonra ayrıldık.
Bu arkadaşlarda hizmet gurubundan mış  flipinler den geliyorlarmış. Onlarda bizim gibi geziyorlarmış.
Akşamdan sonra yavaş yavaş havaalanına gitmek için otobus aradık adam başı 8 ringit odeyip otobus te  yerimizi aldık . Yol uzun kafayı atıp uyumaya başladık. Çünkü bu gece böyle geçecek ti.
Havaalanında internetli bir burger ci bulup yerimizi kaptık.  Yemeklerimizi yedik sabah uçuşunu beklemeye başladık.
Malezya benim çok sevdigim yerlerden birisi oldu. İnsanları, iklimi, her şeyiyle güzel bir yer . Gitmek isteyenlere öneririm. Adam başı 3 gün için 100 dolar rahatlıkla yetiyor.28.2 .2011  singaporda görüşürüz.