11 Temmuz 2011 Pazartesi

AFRİKA/MALİ

Abonesi oldugum gazeteyi okurken , kurban yardımı kampanyalarını gördüm. Birkaç  ilanı kesip cebime attım.  kafamda  bu organizasyonlara katılmak vardı. Birkaç yardım  kuruluşu ile telefon ile görüştüm. Durumu izah ettim. Bu kuruluşlardan cansuyu yardım dernegi ile afrikaya gitmeye karar verdim. Ülke belli degil.   Benim  aklımdan  geçen nijer, Kenya, Sudan.
                    Geçen yıl kurban bayramında akrabalarla bayramlaşmaya gittigimizde sohbet açıldı. Kurbanı ne yaptınız kaça aldınız nerden aldınız vs. bizde kurbanları  hayır  kurumlarına kesilmek üzere bagışladıgımızı söyledik.  Akrabalardan biri sizde işin kolayını  bulmuşsunuz ver kurtul , işte acaba kesiyorlarmı deyince kafamız karıştı. Bizim niyetimiz güzel ama niyeti bozuk insan çok. Kafamda acaba diye soru işareti kaldı. Kendi çevemiz de eş dost akrabada bizlere inanıp onlarda kurbanları bagışlıyorlar.   Bu  sebeple kendim gidip bu kesilen ülkelerde bulunmak istedim .  can suyu yardım kuruluşunda arkadaşlarda bize olur deyince bizde eş den dost dan kurbanları toplayıp bizzat gidip bu işlemleri yapmaya karar verdik.
                  Can suyu yardım dernegin den turgay bey ve zekeriye beyin haydi  gidiyoruz demesi 1 hafta sürdü.   Bayrama 1 hafta kala mali ye gidecegimizi örgendim.  Hiç aklımda olmayan bir ülke .  Hemen internetten bu ülke ile ilgili araştırma yapmaya başladım. Nufusun çogunlugunun Müslüman oldugu milli gelirin düşük oldugu, ve önceden Fransız sömürgesi bir yer oldugunu örgendim. Gidene kadar araştırma yapıp durdum. Hemen Antep istabul gidiş dönüş uçak bileti aldım. Çünkü 4 gece 5 gün sürecekti. Bayrama başı ve bayram sonrası bilet bulmak bayagı zordu. Ama çok şükür hallettik. Bu seferde seyahate çıkacagımız arkadaşlar kim acaba diye merak etmeye başladık. Kafa dengi mi anlaşabilirmiyiz  gibisine meraklandım.
                  13.11.2010 ist casablanca(fas) uçagında buluşmak üzere görüşüp program yaptık.  Sabaha karşı gece 3,45 uçagında yer almıştım . bizim ecz. Okuyan Harun oglanda ankaradan gece 11 uçagı ile geliyordu.   Bizim büyük çocuk Tarık beni hava alanına erken bırak onuda al dedim.  Her sefer ankara uçagı rotarlı gelirdi, bu sefer tam zamanında  gelmez mi. Gittik Harun u aldık yarım saat oyalandık konuştuk hoş beş sohbet, onlar gitti saat 1 de ben hava alanında tek kaldım.   Uçak vaktini beklemeye başladım. Vakit gelince  uçaga  binmek için işlemleri yaptırıp içeri geçtim.
                  Saat 8 gibi buluşacagımız dış hatlar terminaline geçtim. Saat 7 dolaşmaya başladım. Yurt dışı çıkış pulunu aldım. Derken telefon çaldı ilk arayan adanalı arapcası iyi olan tercüman arkadaş eyüp.  Buluşma noktası tespit edip o noktaya dogru yöneldim. İlk defa karşılaşacagımız için merak ediyordum ,tanımıyorum. Gele gele geldim bizim tercüman  20 yaşlarında türizm işiyle ugraşan askerigini daha yapmamış bir genç. Askere bayramdan sonra gidiyormuş. Eyüb arkadaş Halep şam turlarında rehberlik yaptıgı için arapcası iyi. Neşeli güler yüzlü sıcak kanlı bir arkadaş. Derken üçüncü arkadaşımız Anadolu haber ajansı personeli Atakan çelik kardeşimiz geldi. Onunla tanıştık. Nijer gurubundan 3 arkadaş geldiler,aynı uçakla casablanka ya gidecegimizi örgendik onlarlada tanıştık. Bizim guruptan gurup lideri otada yok. Uçak yarım saat rotar verdi biz beklemeye devam ediyoruz. Eyüb arkadaşımız musa öztürk kardeşimizi aradı gelmek üzereyim dedi buluşma noktasının yerini örgendi. Derken musa öztürk kardeşimizde geldi, tanıştık.  Tabi baktım her  kes birbirini tanıyor. İçlerinde bir ben yabancıyım.  Sohbet koyulaştı  saat 9 u geçiyor. Herkes rahat nasıl olsa uçak rotarlı  diyordu. Kontuarlara gidildiginde chexin 8.55 de  uçak hareketinden 1 saat önce kapandı diye söylendi.Herkese bir telaş düştü çünkü buraya gezmeye gidilmiyordu, bir amaç bir hayır işi için gidiliyordu. Gazeteci arkadaş Atakan çelik bayagı bir ugraştan sonra son işlemleri yaptırabildi. Hemen uçaga binmek için, çarçabuk hareket edip koştur koştur uçaga geçtik.  Çok şükür uçaga binmiştik. Herkes degişik yerlere oturmuştu, uçak ful doluydu.                                                                                                                  Uçuşumuz 6 saat civarında sürdü.casablanka havalimanına indik. Bagajlar elimizde çıktık. Malinin başkenti Bamako için yarım gün zamanımız var.  Gelmişken casablanka yı gezelim diyerek şehrin yolunu tuttuk. Yemek  yedik sahilde yagmur altında çay içip hava kararırken tekrar geri geldik.  Havaalanında beklerken bayagı türk insanlarla karşılaştık. Herkes afrikanın degişik ülkelerine yardım için seferber olmuştu. Kendimi sanki İstanbul havaalanında gibi hissettim.  En küçük gurup bizimdi. 10 kişilik 15 kişilik guruplar vardı. Avrupanın degişik yerlerinden gelen müslüğman kardeşlerimiz bu aktarma noktasında buluşmuşlardı.  Uçuş  vakti gelmişti. Yavaş,  yavaş uçaga binmek için son arama noktasından geçerken,  çok ince müthiş bir aramadan geçtik. Para varmı,  yokmu  ne kadar para var diye soruyorlar. Sana ne  diyemiyorsun, bunların memleketi. Neyse ben geçtim, daha sonra eyüb geldi,  kendileri geçerken bayagı zorlandıgını anlattı. Çünkü üzerlerinde kurban parası vardı . Girişte deklare edip bilgi verseydik hiçbir sorun yoktu, böylece bunu da örgenmiş olduk.
               Bamako ya dogru uçuyoruz . Bu uçuşumuzda takriben 4 saat sürüyor. Sabah saat 6 gibi Bamako dayız. Sabahın alaca karanlıgında havaalanına iniyoruz. Burada ilk karşılayan, üzerinde cansuyu yelekli siyah tenli bir arkadaş. Bizim bütün işlemlerimizi yaptı . Dogruca otele gelip odalara yerleştirdiler.Şaştım kaldım, bir okadarda hoşumuza gitti.  Kendimizi kendi memleketimizde gibi hissettik. Bu arkadaş mali yardımlaşma dernegin den Osman beydi. Daha sonra bütün organizasyunu musa öztürk kardeşimle beraber yapacak  partner kuruluşun adamıydı.
               24 saattir yoldaydık herkes odasına çekilip banyosunu  duşunu aldı öglene kadar dinlendik.Ögle gibi kalkıp hazırlandık. Osman bey geldi hep beraber kurban pazarına ve kurban kesim yerlerini gezmeye gittik. O gün akşama kadar bu işlerle ugraştık. Hava kararmıştı yemek yeyip otele geldik.
                 Hayatımda ilk defa bir Afrika ülkesine gelmiştim.  Hayal ettigimden daha güzel bulmuştum.Araç trafigi yogun, ana yolar asfalt,iki yıldızlı banyolu klimalı otel .  Maalesef  otel çok pahalı.  Yemek fiyatları bizim memleketin en kaliteli lokantası ile aynı fiyat. Ama kalite yok.  Ben daha ucuz fiyatlar bekliyordum.  Çünkü internet gezginlerinin Afrika günlüklerini okudum karşılaştırma yaptım.
                 Böylece pazartesi bitti Salı günü geldi çattı. Bügün kurban bayramı biliyordum, ama musa kardeş burada kurban bayramı Çarşanba günü başlıyor dedi.  Salı günü bayram olmadıgı için her yer açıktı.  Kurbanlık paralarını ödemek için döviz bürosuna gidip bütün paraları mali parasına çevirdik. Daha sonra bayram gününün planını programını yapmaya başladık. Osman bey bütün organizasyonu yapmış, kenar mahallelerde fakir ailelere kuban dagıtım fişlerini muhtarlar aracılıgı ile ulaştırmış. Böyle yapmasa et dagıtılırken herkes hücum eder izdiham yaşanırmış.
Evet bu gün çarşanba, kurban bayramı. Burada bayram namazı , güneş dogduktan takribi 2 saat sonra kılınıyor. Mali yardımlaşmadan bir arkadaş arabayla gelerek bizi namaz kılacagımız camiye götürdü.  Caminin  içi renkli elbiseler içinde cemaatle doluydu. Bütün herkes bayramlık elbiselerini, en canlı renkli elbiselerini giyip gelmişti. Ortam çok güzeldi. Namazdan sonra osmanın evi camiye yakındı ,kendi kurbanını kestikten sonra dogru kurbanlıkların kesilecegi yere hareket ettik.
                 
                Kurban kesim alanı etrafı biriketle çevrili üstü açık 1000metre karelik yerdi. Kurbanlık büyükbaşlar(bakar) yani inekler gelmiş kesilmeyi bekliyordu. Musa kardeş kasap arkadaşları topladı, tercümanımız osmanla beraber vekaletler verilmeden  kimse kesmesin diye defalarca anlattı. Kemeralar kayıt için hazırlandı, ve isimler teker teker okunarak vekaletler verildi. Vekeleti alan arkadaşlar bismillahu allahu ekber diyerek kesmeye başladılar. Kurbanların bir kısmı birinci kalan kısmı ikinci günü kesildi.  Hava sıcaklıgı ortalama 40 derece civarında seyrediyor.  Kesilen  etler temiz açkılar üzerinde parçalanarak paylara ayrılmaya başlandı. Kasapların bir kısmı kesiyor bir kısmı parçalara ayırıyor, başka gurupta pay yapıyor. Daha sonra poşetlere konularak araçlara yükleniyor. Etlerin hiçbir parçası zayi olmuyor. En küçük parçalara kadar  etler  sakatatlar degerlendiriliyor.
                Kasaplar deri soyma parçalama işi bittikten sonra  baktımki torbalara bir şeyler koyuyorlardı. Birde ne göreyim; deri üzerinde kalan  inegin kuyruk ve meme kısımları topluyorlardı. Bunları da kurutarak değerlendirip yiyorlarmış. Hayret içinde kaldım. Hayvanların karınlarını pislikleri ile götürüp içini temizleyip değerlendiriyorlardı.  Bizde bayram günü sakatatları alan kimse olmaz çogunlugu çöpe atilır. Poşetlere konulan paylar daha önceden tespit yapılan ailelere dagıtılmak için hazırdı. Araçlara binerek bu ailelerin bulundugu okul veya cami bahçelerine gidilerek dagıtıldı. Hiç itişme kakişma izdiham olmadı çok güzel bir düzen içerisinde dagıtımı birkaç degişik noktalarda gerçekleştirdik. Türk halkının kurban yardımlarını ellerimizle dagıtmanın verdigi tatlı bir yorgunlukla hava kararırken otelin yolunu tuttuk. Sabah tan beri ayakta idik.   Herkes kendi odasına çekilerek duşlarını aldı, dinlemeye başladı. Çünkü yarın yine aynı işe devam edilecekti. Bugün kurbanların yarısı kesilmişti.
                Sabah erkenden kalkıp hazırlandım. Otelin kapısında dışarıda beklerken, yolun karşısında yol kenarında 100metre kare  yeşil bahçe  içerisinde orta yaşlı bir kadın kova ile kuyudan su çekerek bitkileri suluyor. Bu işlemi sıcak güneş altında defalarca yaptı. Kadın oradan uzaklaşınca merak ettim acaba ne yapıyor;  o bahaçeyi inceledigim zaman küçük küçük maşara oluşturmuş. Buralara nane maydanoz vs otlardan dikerek  yetiştirip geçimini saglıyormuş.  Allah yardım etsin diyelim……….
               Osman  arkadaş gelerek bizleri alıp kesim alanına tekrar götürdü. Kahvaltımızı otelde yapmıştık .  Kesim alanında bakarlar yatırılmış ayakları baglanmış,  vekalet için bizleri bekliyorladı.  Vekaletler  teker  teker verilerek  tekrardan ortalıgın kızıl kan olmasını izledik.  Etler  kesilip parçalandıktan sonra  paylara ayrılarak poşetlenip araçlara yüklendi.  Hava sıcak oldugu için musa öztürk kardeşim , etler kokmadan dagıtalım. Bir kısmımız burada duralım , bir kısmımız dagıtımı yapalım deyince ben dagıtım için Atakan ve eyüble yola çıktım. Bu defer dagıtım yapılacak yerler şehrin kenar semleri köy gibi yerlerdi. Tepelere çıktıkça Bamako nun başkentin ne kadar yeşil bir yer oldugunu daha iyi anladım. Başkent  fazla yüksek olmayan genellikle tek katlı ve iki katlı evlerden oluşan bir yer. Ana yollar asfalt ara yollar kırmızı toprak. Toprakta aynı pudra gibi tozuyor. Beyaz tişortlerin yakası bir günde kıpkırmızı boyanıyordu.  Böyle olmasına ragmen  afrıkanın bu cografyası benim çok hoşuma gitti.Arkadaşlar kurbanları keserken , kesim yerinin etrafına şöyle bir göz atıp dolaşmak istedim. Birde ne göreyim iki genç Afrikalı koyun kellesinin tüyleri ütüp, biryandan da et pişiriyorlar. Bende bir parça et getirip pişirmek istedim. Eti getirip pirzola şeklinde ince ince kesip ızgaraya bıraktım.  O iki Afrikalı bana gülmeye başladı. Bende onlara gülüyorum.  Daha sonra ögrendimki eti küçük yapmak cimrilik mi fakirlikmi neymiş , öyle yorumluyorlar.  Ama kendilerinin et parçası yarım kg lık kalın bir parça, dışından pişen yerleri kesip öyle yiyorlar. İşte her yigidin bir et yigişi var ne diyelim.  Her halde bunlar kıyma kebabını görse onada rezillik derlerdi.   Daha sonra bizip tercüman Osman bey gelerek ne yapıyorsunuz , siz kepap  yermisiniz geçen yıl gelen arkadaşlar yemedi vs. vs. zırvaladı gitti. Biz arkadaşlar birer parça etin tadına baktık. Karın doyurmadık, karın doymaz ki ekmek yok.  Osman bey elinde bir tabak salata üzerindede  10 şiş kadar kebap hazırlatıp bize getirmiş.  Yine ekmek yok ,ekmeksiz şekilde yeyip açlıgımızı yatıştırdık.
                    Kurban dagıtım işlerinide bitirdikten sonra otele gelip  duşlarımızı aldık. Akşam yemegi için lüblan lı gencin restorantına  gidip bir şey atıştırıp program yaptık .  Çünkü bu gece son geceydi. Yarın şöyle başkenti bir gezelim diyoruz. Geldik geleli koşturup kurban işini bitirmeye ugraştık.  Bu arada eyüb kardeş bitişikte bakkala gidip elinde bisküvi ile geldi.  Bakın arkadaşlar ne buldum; elinde Antep malı şölen çıkolatanın  ürünleri.  Malzemeler bizden önce bu cografyaya gelip reflarda yerini almış.
Saat  gece 10 gibi herkes odasına çekildi.
                    Arkadaşlarımız musa ve Atakan nijer nehrinde sandalla gezerken bizde eyüp arkadaşımla ve mali li bir arkadaşla oturduk nehir gezisinden gelmelerini bekliyoruz. Eyüb ve ben o kayıklara güvenipte yolculuga çıkmadık. Pazar yerini gezdik papaya, ananas alıp yedik.  O arada gözleri görmeyen bir yaşlı kadın dilenci , bir kız çocugu ile yanımıza geldi. Dagıtmak için hazır ettigimiz emanet  para eyüp kardeşimdeydi.  Eyüb kardeşim biraz  para verdi.  Yardım ettigimiz kişiler biraz uzaklaşınca, yanımızdaki tercüman bu kadın sizi artık ömrü boyunca unutmaz. Size dua eder deyince ben bir tuhaf oldum.  Bizim verdigimiz 10 dolar civarındaki para nedir ki dedik. Meger bu kadına verdigimiz  para 15 gün yetermiş.  Kadıncagızı bulup biraz daha yardım yaptıktan sonra kalan paralarıda  nehir kenarında derme çatma bir metrelik sokaklarda yaşayan insanlara dagıttık.
                    İnsanlar 10 metrelik bir göz odada, üzeri teneke kapalı kapı yerine uyduruk perde sallanıyor. Mutfak desen kapının önünde, kap kacak meydanda duruyor. Ocak üç tane taşı koymuşlar işte sana ocak.  Tüp gazı burada zenginler kullanıyor.  Genellikle çogunluk odun ateşinde yemek yapıyor.  Banyo nerde tuvalet nerde. Heryer  nehir banyo , işte her yer tuvalet…………………
                  Arkadşlarımız nehir gezisinden geldiler, Atakan hele ki gelmemişiniz. Biz ölümden döndük timsahlara yem oluyorduk deyip heyecanl ı heyecanlı o ceviz kabuguyla yaptıkları, nijer nehrindeki timsah safarisini anlattı. Sandalla gezmedigime   bir kes daha mutlu oldum.
                    Daha  sonra arkadaşlarla şehir turuna çıktık.  Burada Türklerin açtıgı okulları kuran kurslarını gezdik.   Arkadaşları ziyaret ettik. Bamako ya yeni elçi atanmış ,yer tadilatta oldugu için otelde kalıyordu.  Elçimizden randevu talep ettik bizi kabul , bir saat ziyeret ettik. Bizleri  malinin yerel kanalında görmüş ne geziyorsunuz benim niçin haberim yok, bizde buralarda sizin için varız  bir şey olursa haberimiz olsun diyerek bayagı bir sohbet ettik.  Neyse işte böyle…………
                 Evet bu gün son gün gece yarısı casablankaya  oradan ver elini İstanbul.
Kurban organizasyonuna katıldıgıma degdi.  Tatil gibi olmadı ama. Hayalimdeki afrikadan bir kesit görmüş oldum. Dört gece 5 gün göz açıp kapayana kadar geçti gitti.  Vekaletle kesim bu kadar güzel olurmu; olurmuş.  Yerinde gördüm.  Bir kurban bu kadar güzel kesilir vede dagıtılır ancak.  Görevleri yerine getirmenin rahatlıgı ile dönüyoruz. Arkadaşımız musa öztürke çok çok teşekkür ediyorum. Hepsi ile tek tek ilgilenerek yılmadan usanmadan görevini yerine getirdi. Allah razı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder